Profesör Nasıl Olunur | Profesör Olma Şartları ve Maaşları

Profesör, unvan olarak bir lisans ve lisansüstü eğitim sistemindeki en yüksek akademik unvandır. Profesör Latince kökenli bir kelime olmakla beraber anlamı bilim ya da sanat alanındaki en yüksek seviye uzmanlık şeklinde gelişmiştir. Günümüzde profesör olmak sıkı bir çalışma, özveri ve bitmeyecek araştırma süreçlerini anlatırken meslektaşlar ile iyi bir iletişimi de anlatmaktadır. Hemen her akademik ve sanat alanı için profesörlük unvanını almak ve bu alanda faaliyet göstermek mümkündür. Bu unvanı alabilmek için ise eğitim ve mesleki hayat boyunca bir çok aşamadan geçilmesi gerekmektedir.

Profesör Nasıl Olunur
Profesör Nasıl Olunur

Eğitim hayatın her alanında gerek mesleki gerek pratik şekilde vazgeçilmez unsurudur. Eğitim sisteminin kapsayıcı, eğitici ve dönüştürücü olması önem arz ettiği kadar uzman eğitmenlerin de alan bilgisi ve tecrübesi olmalı; küresel gelişmeleri yakından takip edebilmelidir. Uzman eğitmenler bu gibi özelliklerinin yanında benzersiz eğitim kabiliyetini öğrencileri konuya cezbedecek şekilde odaklamak için kullanmalı, alan bilgisinde merak uyandırmalı ve öğrencilerin daha fazla öğrenmeyi istemesine teşvik etmelidir. Şüphesiz ki lisans ve üstü eğitim için bu koşullar daha çok geçerli olsa da profesör olmak demek bu nitelikleri taşımak, alanında sürekli olarak bilimsel ve güncel gelişmeleri takip etmek, öğrencilerin bakış açılarını ideal perspektiflerle zenginleştirmek ve bitmeyen araştırma alışkanlığını aşılamak demektir. Bu nedenle profesör olmak isteyen kişilerin ömürleri boyunca bu yolda yürüyeceklerine kanaat getirmeleri, etraflıca düşünmeleri ve asla bıkmayacakları bir uzmanlık alanı tercih etmeleri tavsiye edilmektedir.

Profesörlük bitmek bilmeyen okuma, öğrenme, araştırma ve bunları aktarma işlemlerinin hepsi iken insanlar neden profesör olmak isterler? Bu sorunun yanıtı oldukça çarpıcıdır. Bugün gerek televizyon kanallarında, radyolarda, gerekse sosyal medya ve internet mecralarında bir alanın uzmanı olan herkes rahatlıkla fikirlerini paylaşıp, doğru bilgi sunabilmek adına çaba göstermektedir. Siyaset, uluslararası ilişkiler, sağlık, psikoloji, sosyoloji ya da mühendislik fark etmeksizin insanlar bilgiye ulaşmak istediklerinde bunu internet üzerinden ya da televizyon programlarında açık oturumlar esnasında elde edebilmektedir. Bu platformlarda doğru ve güvenilir bilginin sunulabilmesi için alanında uzman kişiler davet edilir. Genellikle doçent, profesör ya da doktor unvanlı uzman kişiler, gündemi oluşturan konu ya da konular ile ilgili olarak fikir paylaşımında bulunabilir, bir konuyu anlatabilir ya da zıt görüşler üzerinden bir hipotezi açıklayabilirler. Bilgiye erişimin son derece kolaylaştığı süreçte, profesör olmak oldukça cazip gelebildiği gibi eğitim alanındaki prestij ve akademik heyecan da bu isteği arttıran temel faktörler arasında yer almaktadır.

 

Profesör Olmak İçin Gerekli Şartlar

Akademik alanda ilerlemek ve nihayetinde profesör olmak isteyen kişilerin gerçekleştirmesi gereken bazı koşullar vardır. Bu açıdan profesörlüğün oldukça zor bir tercih olduğunu belirtmek gerekir. Bir alanda lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi tamamlanabilir ancak sonrasında doçent olmak, aralıksız bir şekilde ulusal ve uluslararası spesifik yayın ve bildiri sunmak, bilimsel çalışma ve araştırmalara devam etmek, daha sonrasında ise zaman ve yaş sınırına uygun biçimde üniversitelerde açılan profesör kadrolarına kabul edilmek gereklidir. Bu açıdan değerlendirildiğinde profesörlük hizmet yılı karşılığında ya da terfi alınarak elde edilebilen bir unvan değildir. Profesör olmak isteyen kişilerin bu zorlu ve uzun akademik, bilimsel ve zorlu yolculuğun getireceği bir çok zorluğa göğüs germesi, sabretmesi ve yılmadan çalışması gereklidir.

Profesör olmak için gerekli olan şartları sıralamak gerekirse;

  • Öncelikli olarak lisans, yüksek lisans ve doktora eğitim aşamalarının başarı ile tamamlanması gereklidir,
  • Doktora tamamlandıktan sonra doçentlik unvanı için gerekli çalışmaların yapılması ve doçentlik sınavının kazanılması gerekir,
  • Doçentlik unvanı alındıktan sonra uzmanlık elde edilen ilgili alanda en az 5 senelik bir zaman zarfında akademik ve bilimsel çalışmalar yapılmalıdır,
  • Doçentlik süresince ulusal ve uluslararası yayınlar yapmak gereklidir,
  • Yapılacak olan uluslararası çalışmalarda belirli standartlar vardır, bu koşulların yerine getirilmesi ve uluslararası düzeyde kabul edilen bilimsel çalışmaların bilim dünyasına kazandırılması gereklidir,
  • Daha sonrasında üniversitelerin profesörlük kadrolarında en az 2 sene boyunca eğitim vermek gereklidir,
  • Ders verme süreçlerinden sonra ise profesörlük unvanı kazanılmış olur.

 

Profesör Maaşları Ne Kadar?

Üniversitelerin akademik kadrolarında çalışan uzman araştırmacıların maaş aralıkları değişiklik göstermektedir. Profesör maaşları ise özel, vakıf ve devlet üniversitelerinde ise birbirinden farklıdır. Devlet üniversitelerinde çalışan profesörlerin maaşları kadro ve hizmet yılına göre farklıdır. Profesör olmak isteyenlerin bu konu hakkındaki güncel gelişmelere dikkat etmesi gereklidir. Buna göre 2021 yılı için en yüksek derecedeki profesör maaşı 13.000 TL civarındadır.

Profesör maaşları da kendi içinde belirli bir ölçek üzerinde belirlenmektedir. Maaşları belirlemede etkili olan unsurlar ise;

  • Yabancı dil tazminatı,
  • Evlilik durumu,
  • Çocuk sahibi olma durumu,
  • Geliştirme ödeneği,
  • Akademik teşvik ödeneği olarak değişiklik göstermektedir.

 

Devlet üniversitelerinde maaş aralıkları bu şekilde belirlenirken profesörler vakıf ya da özel üniversitelerde sözleşmeli hocalık yapabilmektedir. Bu durumda maaşların üzerine bu ek ücretlerle aylık gelir seviyesi açısından bir artış kaydedilebilmektedir.

 

Profesör Olmak İçin Ne Okunması Gerekir?

Akademik olarak yükselmek ve profesör olmak için belirli bir alan okunmasına gerek yoktur. Herhangi bilim ya da sanat dalı üzerinden gerekli eğitim programlarının tamamlanması, yükümlülüklerin yerine getirilmesi, sınavlardan başarılı olunması gibi koşullar gerçekleştirildiğinde profesörlük unvanı kazanılabilmektedir. Bu durumda profesör olmak için belirli bir bölüm bulunmamaktadır.

Akademik iş hayatının zirvesi olarak da düşünülebilecek profesörlük, öncelikli olarak herhangi bir alanda lisans eğitiminin tamamlanması ile başlar. Sonrasında tezli yüksek lisans yapılmalıdır. Tezli yüksek lisans aşaması tamamlanınca uzmanlık elde edilmek istenen bilim ya da sanat alanında doktora eğimine başlanmalıdır. Bazı enstitü programlarında bütünleşik doktora programları bulunmaktadır. Bu programların özelliği, yüksek lisans okumadan lisans sonrasında doğrudan doktora programına başlanmasıdır. Ancak bütünleşik doktora için lisans derecesinin yüksek olması ve doktora kabul sınavında başarılı olunması ve de bilimsel hazırlık derslerini verebilmek gereklidir.

Doktora eğitimi sürecinde doktora yeterlilik sınavını başarılı bir şekilde geçmek, doktora tezini yazmak ve doktoradan mezun olmak gereklidir. Bazı alanlar doktora mezuniyet şartlarında alana ilişkin proje geliştirilmesi, uluslararası yayın yapılması, konferans ya da kongre katılımı gibi şartlar gerektirmektedir. Bu şartların da yerine getirilmesi ardından doçentlik unvanı için çalışmalara başlanması gereklidir. doçent olan bir kişi profesör olmak için en az 5 sene bu unvanla çalışmalı, bilimsel çalışmalarda bulunmalı, yayın hayatına devam etmeli ve profesörlük unvanı için ilanları takip etmelidir. Profesör kadrosunda ilana başvuru yapıldıktan sonra yapılan çalışmalar da unvana uygun bulunması halinde akademik kurul tarafından profesörlük unvanı kişiye verilebilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde profesör olmak neredeyse bir çeyrek asır sürebilecek bir zaman zarfı boyunca önemli çalışmaların yapılmasını gerektirmektedir. Bir kişinin bu adımları sabırla ve azimle yerine getirmesi için uzmanlaşmak istediği alanı çok iyi araştırması, bilimsel olarak ilgi duyması ve sürekli bu alanla ilgili bilgi dağarcığını geliştirmesi gereklidir.

 

Profesörün Görevleri Nelerdir?

Profesörler, akademik alanda oldukça çeşitli görevleri yerine getirebilmektedir. Bir lisans ve lisansüstü eğitim kurumunda en yüksek akademik unvan olan profesörlerin görev tanımları çok net olmayabilir. Ancak elde edilen uzmanlık alanına ve ilgili üniversitedeki idari ve akademik görevlere göre, profesörlerin bu görev tanımları ve sorumlulukları da değişiklik gösterebilmektedir. Buna göre profesörlerin temel görev ve sorumlulukları arasında;

  • Ders vermekle görevli olduğu ilgili dersin dönem boyunca işlenecek ders izlencesini oluşturmak,
  • Tez danışmanlığı yapmak ve tez öğrencilerine tez süreçlerinde akademik ve bilimsel yol göstermek
  • Bilimsel araştırma ve çalışmaları gerçekleştirerek bunları bilim dünyası ile paylaşmak,
  • Görev aldığı üniversitede bilimsel aktiviteleri, araştırma adımlarını ve bilgi kültürüne katkıda bulunmak,
  • Sınav, ödev, konferans, kongre gibi etkinliklerde öğrencileri desteklemek ya da gelişimlerini değerlendirmek,
  • Genel olarak enstitü, fakülte ve bölümlerin ders programları, ders izlenceleri ile eğitim içerikleri hakkında diğer akademisyenlerle istişare etmek, fikir paylaşmak ve en uygun olan metodoloji üzerine çalışmak gibi görev ve sorumlulukları vardır.

 

Profesör Kaç Yaşında Olunur?

Profesörlük, en yüksek akademik unvan olarak erişmesi oldukça zorludur. Bunun nedeni profesör olmak isteyen kişilerin lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamlamak zorunda olmalarından kaynaklanmaktadır.

Profesör olmak için belirli bir yaş sınırı yoktur. Bundan dolayı gerekli eğitimleri ve şartları tamamladıktan sonra ilgili alanda kadroda çalışabildikten ve yeterlilik kabulünden sonra profesör unvanını almak oldukça mümkündür.

Meslek olarak profesörlük tercih edecekler için ortalama bir süre hesabı yapmak gerekirse; lisans eğitiminin 4 senede, yüksek lisans eğitiminin 2 senede ve doktora eğitiminin de 5 senede tamamlandığı varsayılırsa bu zorunlu eğitimler toplamda 11 sene sürmektedir. Üniversite giriş sınavında yıl kaybı yaşamayan kişiler normal yaşında üniversiteye başladıklarında doktora bitimi 29 ya da 30 yaşını bulmaktadır. 30 yaşından sonra doçentlik için çalışmalara başlanmalı, 3 ya da 4 sene bu süre zarfında akademik faaliyet gösterilmelidir. Sonrasında doçentlik sınavını kazanıp, unvan alınması ile en az 5 sene doçent olarak çalışılması gereklidir. Profesör olarak kadro almak isteyen bir doçent en erken 40 yaş civarında bu girişimde bulunabilmektedir.

Okuyunuz: Genetik Mühendisi Nasıl Olunur

Profesör Olmak İsteyenlere Öneriler

Mesleğini eğitim ve bilimden yana tercih edecekler için oldukça keyifli ve topluma faydalı bir süreç yaşayacaklarını söylemek mümkündür. Eğitim ve eğitmenlik kutsal bir meslek alanı olduğu için genç nesillerin yetişmesi, bir ülkenin kalkınması ve sınıf atlaması eğitim ve uzman eğitmenler sayesinde olmaktadır. Mesleğin kutsallığı ve faydalarının yanında öğrencilere ve mesleği icra edenlere sağladığı bazı avantajlar vardır. Ancak profesör olmayı tercih edenler için bu avantajlar mesleki gelişim sürecinde kişileri biraz yorabilmektedir. Çünkü profesör olmak için en azından 11 sene sürecek bir lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimleri tamamlanmalı, doçentlik sınavından başarılı olunarak doçent unvanı alınmalı, sonrasında 5 sene doçent olarak çalışarak profesörlük ilanlarına başvuru yapılmalıdır. Bu oldukça zor, sabır isteyen ve meşakkatli bir süreç istemektedir. Üstelik bununla da kalmayıp sürekli bilim dünyasındaki gelişmelerden ve ilerlemelerden haberdar olmalı, uluslararası yayınları takip etmeli, bilimsel ve akademik makale, araştırma ya da tebliğ yayınlamalı, konferanslara katılmalı ve öğrenciler ile sürekli olarak etkileşim içinde bulunulması gerekmektedir. Aynı zamanda yer aldığı üniversite ya da enstitünün bilim ve akademik açıdan sahip olduğu etik değerlere ve kültürel birikimine saygı duyarak bunları geliştirmek ve katkıda bulunmak için sosyal ve bilimsel çalışmalar da yapılmalıdır. Söz konusu bu gereklilikler, herkesin göze alabileceği ve kararlılıkla ilerleyebileceği bir yolu oluşturmasa da bu alanda hedefini belirleyen ve azimle çalışan insanlar, istedikleri sonuçlara ulaşabilmektedir.

Profesörlük sabır, azim, analitik düşünme becerisi, iletişim yeteneği gerektirdiği kadar toplum önünde etkili ve akıcı konuşmayı, iyi bir yazım diline sahip olmayı da zorunlu kılmaktadır. Çünkü bir akademisyen konuşması ile etkili olduğu kadar yazdıkları makale, kitap ya da tebliğ ile de bir çok kişiye ulaşmaktadır. Bu nedenle konuşma dili ve yazı dili net, akıcı ve sağlam olmalıdır. Kurulan cümleler bir akademisyenin bilimsel araştırmasının her adımı, varsayım kurgusunu, akademik araştırma adımları ile yöntemlerini net ve anlaşılır bir şekilde sunmalıdır. Araştırma sonunda elde edilen bulguların aktarılması ise bilimsel bir dille ele alınacağından bir akademisyen bu aşamaları sözel bir şekilde anlattığında herkesin anlayacağı şekilde aktarabilmelidir.

Scroll to Top